Blog Yazıları

Emzirme ile ilgili sık yapılan hatalar serisi 1

“X saat geçmeden/Memeler dolmadan emzirme, yoksa bebek boşu boşuna enerji harcamış olur/yeteri kadar emmemiş olur…”

Emzirme ve süt üretiminin fizyolojisine AYKIRI bir söylemdir, hatta tam bir süt azaltma tuzağıdır, mama şirketlerinin buna benzer reklamları evime kadar yollamışlığı var. (tabi hedef çok fazla sütü olan ve bebeği bu yüzden memeyi reddeden veya gaz sorunları çeken bir annenin sütünü azaltmak değilse… – Bu durumda biz de memeleri dolu tutarak annenin sütünü azaltmayı tercih ediyoruz tabii ki de)

Neden? Vücuttaki her şey gibi süt üretimi de moleküler yolaklar tarafından kontrol edilmekte. Bu kontrol mekanik olarak sağlanıyor. Meme dolmaya başladığında “laktasyon inhibe edici faktör (feedback inhibitor of lactation – FIL)”* salınarak süt üretimini yavaşlatır, böylece memeler dolarken süt üretimi yavaşlar ve durur. Dolayısıyla annenin memesi dolarsa süt üretimi azalır, boşalırsa süt üretimi hızlanır. Bu nedenle annenin memelerini dolu tutmanın bir anlamı yoktur.

Özellikle de ilk 6-8 hafta meme dokuları bebeğin süt ihtiyacına göre gelecekteki süt üretim miktarını belirler (establishing milk supply) Bunu da anlattığım mekanizma aracılığıyla memenin dolu değil boş olmasına göre belirler. Yani memeyi dolu tutmak annenin sütünü azaltır!

Emzirme kaynakları bunu şöyle ifade eder: “Emen bebek aslında ertesi günki sütünün siparişini vermektedir.”

MEME DEPO KAPASİTESİ denen bir şey var. Her kadının meme boyutları farklı olduğu gibi, memedeki gland sayıları da farklı. Bazı kadınların meme depo boyutları 1 saatlik sütü depolayabilirken bazı kadınlarınki 4 saatlik depolayabilir. Deposu 1 saat olan kadın 2.-3. saatin sonunda mastit olabilir. Ve yukarıda anlattığım moleküler feedback inhibisyon mekanizması nedeniyle süt üretimi azalır. Dolayısıyla depo boyutları 1 saatlik olan bir kadına “2 saatte bir emzir” diyen kişi bebeği açlığa ve mama verilmesine mahkum bırakır.

***

Yenidoğan bebeğin midesi çok küçüktür. Bebeğin kilosuna ve ihtiyaçlarına göre de süt ihtiyacı çok değişkendir, bir kısmı 3 saatte acıkır, bir kısmı 1 saatte acıkır.

Yani her bebek her oturuşta 3 lahmacun 5 pide yiyip 4 ayran içmez. İçtikleri süt miktarı o anki keyiflerine, uyanıklık durumlarına, susamışlıklarına, açlıklarına, odanın nemine, sıcaklığına, anneyi ne kadar özlediklerine, o arada ne kadar çok enerji harcadıklarına vb vb birçok faktöre bağlıdır.

Yani bebek belki de bir önceki emmesinde 3 saatlik uykuya yetecek kadar emdi, ama eve misafir geldi uyuyamadı kafası şişti, rahatlıkla bir saat sonra emmek isteyebilir. Ya da, keyfi sadece iki fırt çekmek istemişse sadece iki fırt çeker, yarım saat sonra tekrar acıkır.

***

Diğer bir hata: Meme ”boş” ya da “az dolu” (sanılır) iken de aslında boş değildir ve içinde sütün daha yağlı ve dolayısıyla daha kalorili olan kısmı mevcuttur, vakit geçtikçe sütün su (ön süt) komponenti daha çok artar.

Dolayısıyla da annelere “memen dolsun da öyle emzir” denmesine gerek yoktur. Memelerde süt vardır, hatta daha kalorili süt vardır, ve bebek ne zaman isterse o zaman emzirilmelidir. Ancak, sadece bir noktada argümana katılabilirim, yağlı komponentin mobilizasyonu zordur ve süt inme refleksinin güçlü olmasını gerektirir. Anne bi de “memen boş” diye strese itildiyse süt inmesi iyice zorlaşabilir, burda ufak bi ”hile” yapıp, meme dokusuna zarar vermeyen bir meme kompresyonu veya masajı ile bu yağı elle mobilize ederek bebeğe giden kalorileri arttırabiliriz (tekniği için ekte Jack Newman Hocamın meme kompresyonu videosunu görebilirsiniz.)

Kullanabileceğimiz diğer hile de, meme değiştirme metodudur. Yani bir meme emzirildi, kompresyon yapılarak “dibindeki yağlı süt” de içirildi, diğer memeye geçilip, aynısı yapılırken ilk memede süt üretimi devam etmekte. İkinci meme emzirildikten sonra ilk memeye geri dönülüp emzirmeye devam edilebilir.

Bu arada memelerin dolmasından bahsetmişken şunu da anlatayım, çünkü hekim olanlar dahil (ki bu listede ben kendim de varım) birçok anne bu nedenle panik oluyor, hatta emzirmeyi bırakıyor:

Yaklaşık 6-8 hafta gibi bi süre sonunda “meme terbiyesi” dediğimiz durum gerçekleşir. Bu dönemden sonra memeye proliferasyon için gelen lojistik destek (kan ve lenf akımı) çekildiği için memeleri, annenin eline boşmuş gibi gelir. Bu dönemde oksitosine bağlı süt inme refleksi de yavaşlayabilir ve belli bi hıza alışmış bebekler konuya itiraz edebilir, hatta memeyi reddedebilirler. Bu nedenle anneler çok korkabilir. Bebeğin tartı alımı ve çiş miktarı iyiyse korkmaya gerek yoktur, anneyi bunun normal olduğunu belirterek rahatlatmak gerekir, yoksa bu dönemde birçok anne “sütüm bitti” diyerek mamaya yönlenebilir. Şu an 30-40 yaşlarında olan — yani bebekliğini emzirme bilgimizin şu anki gibi olmadığı karanlık çağlarda yaşamış — çoğu kişinin “2 ay emmişim sonra annemin sütü bitmiş, emememişim” deme sebebi de işte bu zamanlamadır.

(*son yayınlar FIL’in serotonin olduğunu iyice göstermiş durumda, o kadar ki “Board sınavında FIL mi diyeceğiz serotonin mi” tarzı TUS dersanesi muhabbeti bile dönmüştü)